Paraya giden yol:
Son günlerde pek çok yerde, “yüksek gelir”, “para kazanmanın kolay yolu”, “oturduğunuz yerden para kazanın” mesajlarına muhatap olmuşuzdur hemen hepimiz. Gerek iletişim kanallarının gelişmesi, gerekse reklam ve pazarlama tekniklerinin yaygın bir biçimde kullanılır olması, böylesi bir akımı getiriyor beraberinde.
Bütün bu karmaşanın içinde unutulan bir nokta var oysa ki; “para”, bir değişim aracıdır sadece. Ortada paranızla alabileceğiniz bir ürün yoksa hiçbir işinize yaramayacaktır elinizdeki banknot desteleri. Herkesin kolay para kazanmanın yolunu aradığı bugünlerde, asıl mucize işte burada:
Para kazanmanın birinci kuralı; ortaya birşeyler koyun, kayda değer, paraya değer, birilerinin “evet ben buna bu parayı vermeliyim” diyebileceği birşeyler. Kaliteli çalışmalar yapın,reel ya da hizmet sektörü olsun. Birşeyler yapmalı, mutlaka birşeyler. Ama kalite kokan, ama değerli, ama özel, ama etkileyici birşeyler. “şunu bir an önce bitirip şu kadar para kazanayım” kokmayan, altında emek, zeka, enerji, sevgi olan birşeyler.
Yaptığı işi önemseyen, işine saygı duyan, ürettiği malın muhtemel sahiplerini, yerine getirdiği hizmetin olası kullanıcılarını o ürünü, o hizmeti kullanırken hayal edebilen insan, hakkettiği karşılığı alır mutlaka. Hayattan birşeyler istemeye hakkı olabilmesi için insanın, hayata birşeyler katabilmesi, kendinden birşeyler vermesi gerek, yaşamın, doğanın dengesi için.
Hiç ama hiç unutmamak gerek, “para” sadece bir değişim aracıdır, ortada paraya değen birşeyler yoksa, elinizdeki banknot desteleri ne açlığınızı, ne susuzluğunuzu, ne ulaşım, iletişim, barınma gereksinimlerinizi karşılayamaz.
Birileri emek verip ekmek üretmezse, sabah kahvaltısında ekmek arası banknot yemeye bile razı olsanız, para yetmez bunun için. Ayşe Nazmiye Uça